En Sıcak Konular

Allah'la aramızı nasıl düzeltiriz?

1 Şubat 2009 08:12 tsi
Allah'la aramızı nasıl düzeltiriz? Günümüzde yaşadığımız sıkıntıların çoğunun içimizden geldiğini, bu sıkıntılara nefsimizin sebep olduğunu farkında mıyız? Peki ya insanların nefsimizi hem iyilikle, hem de kötülükle nasıl kullandıklarını anlayabiliyor muyuz?

Dünyada ve ahirette huzur bulmanın yolu “nefsin terbiyesi”nden, nefsimizi Allah’a teslim etmekten geçiyor. Allah’ın sevgili kulu olmak zor değil…

Muhasibi, nefsimizi yönetmenin, Allah’ın sevgili kulu olmanın yolunu bize en anlaşılır dille anlatıyor.

İşte “nefs” ve “nefsi azdıran” ilgili merak ettiğiniz her şey…

Eğer hakkı bilmiş ve onu dile getirmişsen, bu hakikat sana, Allah’ın açık farzlarla birlikte bir de batıni farzı farzı olduğunu gösterir. Batıni farz, kalplerin ıslahı, iradenin sağlamlaştırılması, kalbin Allah’ın hoşuna gitmeyen bütün şeylerden arındırılması ve daha önce kalp ve organlarla işlenmiş her tür günahtan pişmanlık duyulmasıdır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Ameller niyetlere göredir, her bir kimse için ancak niyet ettiği şeyin karşılığı vardır.” “İnsanda bir parça vardır. O parça, düzgün olduğu zaman bedenin diğer kısımları da düzgün olur, o bozuk olduğu zaman bedenin diğer kısımları da –amelleri kastediyor- bozuk olur. Dikkat edin, o parça kalptir.”

Nefsin yönetimi

Nefsini bil, durumunu gözden geçir. Onunla ilgilenerek, ona şefkat göstererek, helak olmasından korkarak nefsinin gizli bağını araştır. Senin başka bir nefsin yok. O da helak olursa, işte o büyük yıkım, büyük felakettir!

Etkili bir göz ve keskin bir bakışla gözlerini nefsine dik, onun amellerinin felaketlerini, kalbinin bozukluğunu, dile getirdiği şeyi bilesin. Sonra nefsin hevasının yularını tut. Onu korku hikmetiyle dizginle. Onun zıddına giden şeyi tasdik et. Nefsi, nezaket ve güzellikle, amellerinde ihlasa, içindeki iradeyi düzeltmeye, konuştuklarında doğru olmaya, kalbindeki niyeti dosdoğru hale getirmeye, efendisinin kerih gördüğü şeyden bakışını çevirmeye, hatta bakmanın mübah olduğu ve dünya sevgisine bağlılıkla kalbe hoş gelen şeyde bile lüzumsuz bakışı terk etmeye yönlendir!

Nefsin, yemesi ve içmesinde, darlık ve genişlik zamanında, sevincinde ve hüznünde, efendisinin hoşlanmadığı heva, kötülük gibi şeylerden kaçınmaya zorla! Nefsini yediği yiyecekleri, giydiği giysileri düzeltmeye zorla. Efendisinin hoşlanmadığı bütün şeylerden nefsinin namusunu koru! Bununla birlikte, harekette ve durmada, susmada ve konuşmada, girişte ve çıkışta, çalışmanda, sevgide ve nefrette, gülme ve ağlamada hep teyakkuzda bulun ve kalbindeki gafleti yok etme gayretinde ol! Bunların hepsinde nefsinle sözleş. Zikrettiklerimizin her birinde nefsin hevası için de, itaati için de, isyanı için de bir yol vardır.

Eğer gaflete düşmüş ve sonra tekrar nefsin hevasının aksine bir uyanıklık durumuna dönmüşsen, sende gafletine dair bir pişmanlık olur ve böylece bunarın hepsi senin için ihsan ve itaat haline gelir.

Helak olmasından korkarak, devamlı bir surette kendi nefsinin durumunu araştır. Böylece İblis’in günah yollarından alıkoymuş ve nefsine iyilik kapılarını göstermiş olursun. Başarı ancak yüce Allah’tandır.

Kalbin amelinin dilin ameline üstünlüğü

Kalbin ameli dilin amelinden üstündür çünkü, hikmet sahiplerinin ve basiretli kimselerin kalplerinin iyiliği kazanmaları, İblis’in de, hafaza meleklerinin de bilmediği gizli amellerdir. Onlar, fesattan arınmış, temiz, kolaylıkla meydana gelmiş ve sahibine getirisi olan, karşılığı bol, düşmanlık hallerinden ve nefsin hevasından kurtaran amelleridir. Çünkü kul onlara ayakta iken, otururken, yatarken dahi ulaşır. Zira bu kullar akıl sahibi kimselerdir. Akıl sahibi kimseler ise ayakta iken, otururken ve yatarken Allah’ı zikrederler.

Amelden önce ameli bozan kötülüklerden arınmanın önemi

Arınma; kötülükten, üzerine iyiliğin bina edildiği temelde intikal etmektir. Binanın yıkılması ve temelin kalması mümkün olabilirken, temelin yıkılması ve binanın kalması mümkün değildir.

Kim amelden önce arınmazsa, kötülük, kulu iyiliğin faydasından alıkoyar. Kulun kötülüğü terk etmesi ve daha sonra iyiliği talep etmesi daha evladır. Nefs, arınmaktan sıkılır ve arınmanın kendisine ağır gelmesinden dolayı amellere, temizlenmeksizin ibadet etmenin kolaycılığına kaçar.

Kim nefsine özen gösteriyor ve onu helak etmekten korkuyorsa, zeka incelikleri ve derin kavrayış ile sebeplerin nüktelerine varmak ister ve varır da… Ona ulaştığı zaman ona tutunur ve onunla amel eder. Çünkü ameli bozan kötülükleri bilmek, amel etmekten; yolu bilmek, yola çıkmaktan öncedir. Kul eğer akıllı biri ise, nefsini, nefsin hevasını, düşmanını ve kötüyü bilme ihtiyacı daha şiddetlidir; zeki ve nefsine özen gösteren biri ise bunları bilmeye daha çok muhtaçtır.

Çünkü bütün iyilikleri yapmak kul için gerekli değildir, kötülüğün tamamını terk etmek ise kul için gereklidir. Kim kötülüğü terk ederse, iyilik yapmış olur. İyilik yapan her kimse ise iyilerden değildir.

Kulun kötüyü bilmesinde, iyinin de kötünün de bilgisi vardır. Halbuki iyinin bilinmesinde iki bilgi birlikte bulunmaz. Çünkü iyiyi kötüden ayıran her kimse kötüyü terk eder. Bundan sonra kalan şey bütünüyle iyidir. İyiyi bilmek ve fakat iyiyi bozan ve iptal eden felaketlerin, kötünün bulunduğu şeyleri güzelce ayırt edememek mümkündür. Çünkü iyi, kötüye karışmış haldedir, kötü ise bütünüyle kötüdür.

Şeytan insanları iyi ve kötü ile saptırır

Pis düşman, insanlardan bir kısmını iyilikle, bir kısmını ise kötülükle saptırır. İyilikle saptırdığı kimseleri ancak, kötülükle karışan iyilik hakkındaki bilgilerinin azlığından dolayı saptırır. Onlar böylece onun bilgisinden cahil kalırlar ve Allah’tan sapmış, O’nun sevgi ve istikamet yolundan ayrılmışlarken, nefsleri onlara kendilerinin iyilik, hidayet, sevgi ve istikamet yolu üzere olduklarını zannettirir. Bunlar ancak amellere bulaşan kötülüklerin çokluğundan ve ilmiyle amel edenlerin ilimlerinin azlığındandır. Allah’tan geldik ve yine O’na döneceğiz…        

Talep bilgi kadardır

İnsanlar nefslerinden, hevalarından ve düşmanlarından ne kadar da gafiller! Gafletten, aldanmadan ve amelleri bozan, değersizleştiren unutmadan Allah’a sığınırız.

Burada zikretmeye değer bir husus daha var:   

Kötüyü terk edenin terki, kötünün zararlarını bildiği kadardır. O, yerine getirdiği takdirde kendisini Allah’a yaklaştıran bir farzı yapış olur. İlim bir şeydir, amel bir şeydir, fayda bir şeydir… Bazen ilim olur fakat ilim sahibi o ilimle amil olmaz. Bazen ilim ve amel olur fakat fayda olmaz. Bazen ise hem ilim, hem amel, hem de fayda olur… Bundan ötesi iptal ve boşa gitmedir. Bazen de kul bilir, amel eder ve faydalanır, kurtulur ve tamam olur.

Korku ve özlem nimeti

Sabır derecesinden mutluluk derecesine ne ile ulaşılır?

-İyi bilgi ile.

-İyi bilgi nedir?

-Kalbin Allah’a muhtaç olması, bir göz görüşü mesafesi kadar O’na ve ahiret yurduna yaklaşmasıdır. Allah’la kendisi arasındaki geçmiş günahlarını, Allah’ın kendisine verdiği, sayılmayacak ve kalbinin bunları ikrarında şükrüne güç yetirilemeyecek nimetleri, Allah’ın celalini, büyüklüğünü, kudretini, tehdidini, kıyamet korkularını, berzahtan ölümden öncesini ve sonrasını göz önüne getirmesidir. Bunlar kalbinde yerleştiği ve kalp de bunlarla rahatladığı zaman, nurlanır, harap olduktan sonra mamur olur, karanlıktan sonra aydınlanır.

Öyle bir an vardır ki, sabredilen birçok günden daha hayırlıdır. Çünkü o anda korku vardır, sevgi vardır, şükür vardır, pişmanlık yani tevbe vardır, Allah’ın ululadığını ululama, dünyayı küçük görme ve Allah’la yakınlık kurma vardır. Bu derecenin sahibi, çok namaz kılan, hacca giden, cihad eden birisi değildir. Böylesi amel güçlü bir bilgi olur.

Seven yakınlarına koşar

Seven yaşadığı müddetçe devamlı olarak yakınlarını arzular. Korkan ise kurtuluş için gayret eder. Ölüme kesin olarak inandığı için nefsini kandırır ve önceden yaptıklarını yapmadıklarına tercih eder.

İnsanlarda Allah için kızmak, Allah için razı olmak, Allah için sevmek, Allah için buğz etmek kadar az bulunan bir şey bilmiyorum. Bunlardan daha az bulunanı ise Allah’tan razı olmak, onun emrine teslim olmak, işleri Allah’a havale etmektir.

İnsanların kötülükten kurtulmaları en çok sabırlarıdır. Onların iyilik arayışlarının çoğu hevalarına uygun şeylerdir. İnsan çoğu nimette şükre muhaliftir. İyi hasletlerin Allah’a en yakın olanı, kula en ağır gelenidir. Kul onu şükürle kabul etse, Allah’a en yakın ve ona en sevimli gelen kimse olur. Bu kul, birçok iyiliğine karşılık Allah’ın rahmetini ümit ettiği gibi, aynı şekilde küçük iyiliklerinde de Allah’ın rahmetini ümit eder. Birçok günahına karşılık Allah’ın azabından korktuğu gibi, aynı şekilde önemsiz günahlarında da Allah’ın azabından korkar. İyiliklerin çoğuna duyulan arzu, azı için de duyulmadıkça güzel olmaz.

Herhangi bir işini düzeltmek istediğin zaman kendini zorla. Nafile olarak yaptığın bütün iyi amelleri bırak. Bütün meşguliyetini düzeltmek istediğin şeye hasret. İNŞALLAH ondan kurtulursun.

Allah’la aranı düzelt

Hikmet sahibi bazı kimselerden kardeşlerine şöyle yazdıkları rivayet edildi: Ey kardeşim! Sana, Allah’la aranı düzeltmeni, O’nun sevgisini hevana tercih etmeni, kendisinden talepte bulunduğun ve ihtiyaçlarını gideren kişinin amelini yapmaya yönelmeni tavsiye ediyorum. Bil ki, günlerin sayılıdır, nefsin bir tanedir. Günlerini geçirirsen oraya dönüş yoktur, onun yerine verilecek bir şey de yoktur. Nefsini helak etmişsen ondan başka nefs yoktur.

Allah’la aranı düzeltmek nedir, biliyor musun? Senden O’na, O’nun rızası olan şeyin dışında hiçbir şeyin gitmemesi, O’ndan da sana, senin rızanın dışında hiçbir şeyin gelmemesidir. Allah’ın hükmünden ve emrinden sana gelen her şeyden razı olmada bir zaafa düşmüşsen, sabırda zaafa düşme. Kul Allah’ın hükmüne razı olduğu müddetçe, O’da, kulunun durumundan razıdır. Kul, Allah’ın hükmü karşısında sabrettiği müddetçe, O’da kulunun, kendi hükmüne ve emrine sabretmesinden razıdır. Sana düşen ise, O’nunla ahdine sadık kalmak ve nimetlerine şükretmektir. Senin ihtiyacın olan şey, O’nun bağışlaması ve affetmesidir. Allah Teala, Adem’i ve neslini, onların itaatlerine karşılık ve rahmet olarak cenneti, isyanlarına karşılık ve bir kızgınlık olarak da ateşi yaratmıştır. Allah’ın kızgınlık ve cezalandırmasından Allah’a sığınırız.  

Bu yazımız, Muhasibi'nin "Nefsin Terbiyesi" kitabından alıntıdır.

Hayykitap yayınevinin, Herkes İçin Tasavvuf serisinin sekizinci kitabı olan, "Nefsin Terbiyesi" Muhasibi tarafından yazılmıştır. Kitap ile ilgili bilgiyi www.hayykitap.com edresinden bulabilirsiniz...

www.iyilikguzellik.com özel



Bu haber 2,182 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,126 µs