Zemzem'e atılan iftira! | " /> Zemzem'e atılan iftira! | "/>

En Sıcak Konular

Zemzem'e atılan iftira!

30 Kasım 2010 10:23 tsi
Zemzem'e atılan iftira! İngilizler ve Yahudiler 19. yüzyılda 'zemzem' hakkında nasıl bir oyun oynadı ve Osmanlı bu oyunu nasıl bozdu. Zemzem hakkında merak edilenler

ZEMZEM’E ATILAN İFTİRA!..

“19. asırda başta İngiltere olmak üzere birçok Avrupalı ülkeler tarafından Arap Yarımadası’nda kıyasıya bir enerji kaynakları mücadelesi başlamıştı. Bu kaynakların o dönemde en başta geleni petrol ve petrolün en çok peşinde koşan devlet de İngiltere idi. Petrol için büyük çabalar harcayan İngiltere’nin Cidde konsolosu James Zohrab, Zemzem suyundan Londra’da bulunan bir kimyagere numuneler göndermişti. Londralı kimyagerin tahlili neticesinde dünya genelinde zemzem suyunu kirletme propagandası başlamıştı. Bunun üzerine, Müslümanların hâmîsi Osmanlı Devleti araştırmalar yaptırarak bu suyun gerçek Zemzem olmayıp, Yasef isimli bir Yahudi tarafından temin edildiğini ispatladı… Acaba, Petrol peşinde koşanların Zemzem’le işi ne idi? İşte, tarihin utanç tablosunda yer alan Zemzem oyununun perde arkası…

Ahmet Temiz / Yedi Kıda Dergisi Aralık 2010 sayısı

19. asırda başta İngiltere olmak üzere birçok Avrupalı ülkeler tarafından Arap Yarımadası’nda kıyasıya bir enerji kaynakları mücadelesi başlamıştı. Bu kaynakların o dönemde en başta geleni petrol ve petrolün en çok peşinde koşan devlet de İngiltere idi. Petrol için büyük çabalar harcayan İngiltere’nin Cidde konsolosu James Zohrab, Mekke-i Mükerreme’de çıkmakta olan ve Müslümanlar için çok ehemmiyetli olan Zemzem suyundan Londra’da bulunan bir kimyagere numuneler göndermişti. O kimyager de bu numuneleri tahlil ederek Zemzem’e olmadık iftiralar atmaktan geri durmayacaktı. Devrin Müslümanlarının hâmîsi olan Osmanlı Devleti de yapmış olduğu araştırmalar neticesinde bu suyun gerçek Zemzem olmayıp, Cidde’deki İngiliz konsoloshanesinde tercümanlık yapan ve ismi Yasef olan Kudüslü bir Yahudi tarafından temin edildiğini ispatladı… Tabii insanların zihninde “Petrol peşinde koşanların Zemzem’le işi ne?” sorusu tarihte her zaman cevabını aramaktadır.

Zemzem-i Şerif, bütün Müslümanlar için çok önemli bir su olup İslâm dininin mukaddes şehri Mekke’de çıkmaktadır. Müslümanların müstesna içeceği olan bu su, hadis-i şeriflerde Peygamberimiz tarafından defaatle övülmüştür. Sünen-i İbni Mace’de geçen bir hadîs-i şerifte Peygamberimiz; “Zemzem, ne niyetle içilirse onun için şifadır.” buyurmuşlardır.

Zemzem-i Şerif’e Atılan İftiraların Kaynağı

Müslümanların bu mukaddes suyu, asırlardır bir şifa kaynağı olmaya devam etmiştir. Bununla beraber tarihin hemen hemen her devresinde Müslümanların mukaddes değerlerine dil uzatmış olan bazı Avrupa ülkeleri, Zemzem’e de iftira atmaktan geri durmamışlardır. Hem de bu iftiralar bir kere değil birkaç kere olmuştur.

Osmanlı Arşivi’nde bulduğumuz bir belge, 1881 tarihinde İngiltere’de Zemzem’i kirletmeye yönelik yapılmış olan bir tahlilden bahsetmektedir. Dergimizin 17. sayısında, 1895’te Scientific American gazetesinin Times gazetesinden alıntı yaparak yayınladığı, Zemzem-i Şerif hakkındaki iftirası gözler önüne serilmişti. İşte Osmanlı Arşivi’nde ulaşmış olduğumuz belge, Zemzem hakkındaki bu iftiraların kaynağının Londra’da South Kensington isimli kral mektebinin kimya öğretmeni olan Doktor Franklin tarafından yapılmış olan bir tahlil olduğunu göstermektedir. Bu tahlil ve neticesindeki rapor, Avrupa ve Amerika’da Zemzem hakkındaki iftiraların kaynağını teşkil etmiştir.

Osmanlı’nın Bu İftiralar Karşısındaki Tavrı

Dünyada bu karalama ve iftiralar olurken, dünyadaki bütün Müslümanların koruyucusu ve kollayıcısı olan Osmanlı Devleti de elbette boş durmuyor ve üzerine düşeni yapmaya çalışıyordu. Gazetelerde çıkan bu iftiralar Osmanlı sarayına rapor ediliyordu. Zamanın padişahı Sultan İkinci Abdülhamid Han da bu ve benzeri, Müslümanların mukaddesâtına yapılan saldırı ve iftiralara karşı derhal tekzipler yayınlattırıyordu.

Zemzem-i Şerif hakkında 1881 tarihinde İngiltere’nin Londra şehrinde, kimyager Dr. Franklin tarafından bir tahlil yapılmış ve neticesinde bu mübarek su hakkında ağza alınmayacak ifadeler kullanılarak, büyük iftiralarla dolu bir rapor yazılmıştır. 8 Eylül 1891 tarihinde, İkinci Abdülhamid Han tarafından başkimyageri olan Miralay Şarl Bonkowsky’ye verilen emirde, meşhur İngiliz kimyageri Franklin’in Zemzem-i Şerif hakkında yapmış olduğu analiz ve raporun doğru olmadığının ispatlanması istenmiştir. Padişahın bu arzusu üzerine Kimyager Bonkowsky tarafından zemzem hakkında çok ciddi tahliller yapılarak bir rapor hazırlanmıştır. Bazı kaynaklarda Kimyager Bonkowsky’ye bu tahlilin Dr. Şakir Bey tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Fakat bizim Osmanlı Arşivi’nden bularak ilk kez yayınladığımız belgede bu tahlilin, çıkan irade-i seniyye üzerine yapıldığı, yani tahlilin padişah tarafından istendiği görülmektedir.

Zemzem’e İftira Raporu ve Padişahın Kimyageri Bonkowsky’nin Cevabı

İngiltere’nin Cidde konsolosu olan James Zohrab 1881 tarihinde Londra’da kimya öğretmeni olan Franklin’e Zemzem olduğunu iddia ettiği bir su göndermiştir. Ondan bu suyun tahlilini yapmasını ve neticesini kendisine bildirmesini istemiştir. Franklin de bu suyu tedkik edip bir rapor hazırlamış ve “zemzemden daha lezzetsiz ve daha kötü bir su tahlil etmedim” demiştir. Bu haber Osmanlı padişahına ulaşır ulaşmaz baş kimyager Bonkowsky hakikatte Zemzem’in nasıl bir su olduğunun ispatlanması için Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından vazifelendirilmiştir.

Padişahın kimyageri Bonkowsky ilk olarak İstanbul’da Meclis-i Âli-i Sıhhıye’de üye olan İngiliz Doktor Dickson vasıtasıyla Franklin’in hazırlamış olduğu raporu elde etmiştir. Daha sonra Müslümanlar tarafından doldurulmuş Zemzem numunelerinin birkaçının fenni incelemesini yapmıştır. Hatta Kimyager Bonkowsky’nin incelemiş olduğu bu numunelerden birisi de kendi talebelerinden olup kolera hakkında araştırma yapmak için iki sene Hicaz ve Yemen’de bulunan Doktor Şakir İbrahim’in kendi eliyle zemzem kuyusundan doldurup getirmiş olduğu sudur. Bonkowsky, yaptığı tahlil neticesinde Dr. Franklin’inkiyle asla birbirine benzemeyen neticeler elde etmiştir.

Dr. Franklin, menfur raporunda James Zohrab Efendi tarafından Mekke-i Mükerreme’de bulunan Zemzem kuyusundan doldurulmuş iki bidon suyun kendisine teslim edildiğini ve kendisinin de bu suyun tahlilini yaptığını söylemektedir. Tahlil neticesi olarak ise Zemzem-i Şerif’in içinde bulunanlardan çok daha farklı maddeler görmüş ve hatta bu suyun, hâşâ Londra lağımlarından altı kat daha kötü olduğunu beyan etmiştir. Gerçi tahlilden elde edilen bu netice bizzat Dr. Franklin tarafından da garipsenmiş ve suyun hakiki zemzem olduğundan şüphe etmiştir. Suyun hakiki zemzem olup olmadığını suyu kendisine gönderen Zohrab’a sormuştur. Zohrab ise cevabında, suyun hakiki zemzem kuyusundan kendisinin çok güvendiği, dinine bağlı bir Müslüman tarafından doldurulduğunu söylemiştir.

Mösyö Zohrab’ın Dr. Franklin’e yazdığı, çok güvendiği ve dinine bağlı bir Müslüman dediği bu kişinin gerçekte, Müslüman görünen bir Yahudi olup Cidde’de bulunan İngiltere konsoloshanesi tercümanlığı hizmetinde görevli Kudüslü Yasef isminde birisi olduğu tespit edilmiştir. Bonkowsky’nin raporunda bu kişinin kötülükleriyle nam saldığı ve en sonunda intihar ettiği belirtilmiştir.

Mösyö Zohrab cevabi mektubunda; Mekke’nin yerlisi olan halkın ve hac zamanı gelen hacıların kullandığı abdesthane lağımlarının, yıllardır kazılmakta olan çukurlara akıtıldığını ve bunların da yer altı sularıyla zemzeme karışarak suyu değiştirdiğini iddia etmektedir. Yine devamla Zemzem’in bir kaynağı olmadığını, yerin tabakalarından sızarak biriken sulardan ibaret olduğunu söylemektedir. Asırlardır hiç bitmeden tükenmeden akan ve milyonlarca insanın içtiği bu mübarek suyun sadece yeraltında biriken bir su olduğunu düşünmek mümkün olmasa gerek.

Mösyö Zohrab’ın gönderdiği mektuba göre Franklin, binlerce hacının her gün zemzem kuyusunun yanında yıkandıklarından bahisle, bu hacılar içinde sağlıklı-sağlıksız hepsinin vücutlarından akan suyun tekrar kuyunun içine aktığını ifade etmektedir. Bu iddiaya karşılık Bonkowsky de şunları söylemektedir:

“…Yıkanmak bahsine gelince; Zemzem kuyusunun etrafı ancak yedi metre çapında ufak bir bina ile çevrilmiş bulunduğunu ve bu binanın üzerinde bir de ufak kubbe olduğunu hatırdan çıkarmamalıdır. Hatta buradan su çekmek istenildiğinde kovalar vasıtasıyla yalnız bu hizmete mahsus adamlar tarafından çekilir, geceleri ise kapısı kilit ile kapanır. Hal böyle iken Zohrab’ın iddiası nasıl mümkün olabilir? Hasta ve sağlam, binlerce hacı bu kuyunun yanında nasıl yıkanabilirler? O ufak binanın içinde yıkanıp da vücutlarından akan suyun tekrar kuyuya sızması mümkün olur mu? Böyle bir şeyin olması için en aşağı birkaç yüz metre genişliğinde bir mahal olması lazım gelir.”

Kolera İftirası Atıp Zemzemin Kapanmasını İstiyorlar

Franklin’in raporundaki en vahim noktalardan birisi de zemzemin yeryüzündeki koleranın kaynağı olduğu iftirasının atılmasıdır. Bu iftirayla da kalınmayıp Asya ve Avrupa insanlarının faydası için kuyunun kapatılması istenmiş, hiç değilse mümkün olduğu kadar temizliğe dikkat edilmesinin herkesin menfaatine olacağı söylenmiştir. Hatta kuyunun kapanmasını istemekle yetinmeyip 1894’te Paris Sağlık Konferansı’nda Hicaz’ı ziyaretin (yani haccın) yasaklanması istenmiş, fakat bu talep Osmanlı delegesi Turhan Paşa tarafından “Hac farizasının İslâm dininin önemli bir rüknü olduğu ve hiç kimseye kısıtlama getirilemeyeceği” ifade edilerek kabul edilmemiştir.

Buna karşılık padişahın kimyageri Bonkowsky ise; “…Fikrinizce, koleranın Hicaz’a ait bir hastalık yani Mekke-i Mükerreme’ye mahsus yerli bir hastalık gibi telakki olunduğu ortaya çıkar. Halbuki zikredilen hastalığın Mekke’ye ait veyahut Mekke kaynaklı bir hastalık olmadığı, hacılar vasıtasıyla Hindistan’dan Mekke’ye getirilmekte bulunduğu ilim adamlarının büyük çoğunluğu tarafından fennen kabul olunmuştur. Binaenaleyh bugün bütün dünyada bilinen ve kabul edilen bir fenni görüş ve tıbbi gerçeğe karşı sizin bu derece yanlış fikre düşmüş olmanız şaşılacak bir durumdur.” demektedir. Yine Başkimyager Bonkowsky, eğer Zemzem-i Şerif hacılar arasında kolera salgınının tek sebebi olmuş olsaydı, her sene ortaya çıkacak bu hastalık yüzünden meydana gelen sürekli vefatlar üzerine Mekke, hiç kimsenin yaşamadığı bir yer haline gelmiş olurdu, demektedir.

Zamanın padişahı Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından, bu gibi hastalıkların Asya’dan Avrupa’ya en sık geçiş noktası olan İstanbul’da alınan tedbirler sayesinde Avrupalıların sağlıklarına bir zarar gelmediği de Bonkowsky’nin raporunda belirtilmiştir.

Netice olarak, atılan iftiralara verilebilecek en güzel cevaplar gayet nazik bir surette verilmiştir. Bonkowsky’nin raporundaki şu önemli cümleleri de siz kıymetli okurlarımızla paylaşmak istiyorum: “Şüphesizdir ki, Zemzem suyunun Müslümanlar için ne derece büyük hürmet ve dinî öneme sahip olduğunu elbet bilirsiniz. Düşünmüyor musunuz ki, hiçbir sebebe dayanmadan Zemzem suyunda Londra lağımlarından altı defa fazla kötü maddelerin mevcut bulunduğunu ve ömrünüzde Zemzem-i Şerif kadar tatsız ve lezzetsiz bir suya rastlamadığınızı söylemeniz, yeryüzünün her tarafında yaşamakta olan üç yüz milyon Müslüman için büyük bir karışıklığa sebep olur. Zemzem-i Şerif’e iftira ettiğiniz haller külliyen gerçeğe aykırı olup kendisi kristal gibi berrak ve kokudan dahi tamamen uzak bulunarak birkaç sene saklansa dahi yine asli halini kaybetmeyeceği, zatıma gelen hakiki zemzem suları hakkındaki tecrübelerimle tasdik olunmuştur.”

Tarihin derinliklerine şöyle bir nazar ettiğimizde, Müslümanların mukaddesatına yönelik saldırıları her zaman görmek mümkündür. Bundan yüzyıllar önce Kanûnî Sultan Süleyman devrinde papazlar tarafından İspanya Kralına Müslümanlar ve kıldıkları namazları hakkında şunlar söyleniyordu: “… Adem devrinden beri biz Muhammedîlere düşmanız. Bu düşmanlık asla aramızdan kalkmaz. Yine de aramızda yaşarlar. Bizim aramızda Hıristiyanlardan başka kimse olmaya. Devletlü kral, bu Müslümanların bir adetleri daha vardır ki, günde beş kere cemaat olup namaz kılarlar. Bu işleri ise bize çok dokunur. Elhasıl onların bizim vilâyetimizde durduğu büyük hatadır…” 19. asra geldiğimizde zemzem hakkında koleranın kaynağı olduğu iftirasıyla Müslümanlara haccın yasaklanması talepleri ve yine çok yakın bir zamanda ise kuş gribi diye uydurma bir hastalıkla hacılar hakkında ortaya atılmış olan bir sürü safsata... Hepsi üst üste konulduğunda ise ulaşılmaya çalışılan hedef aşikâr.

Petrole sahip olmak için Müslümanlara her türlü eziyeti reva görenlerin, Müslümanların mukaddes suyu zemzemi kötülemekle ulaşmak istedikleri netice siz kıymetli okurlarımızca da malumdur.

Kaynaklar: BOA, Y.PRK.SH. 5/42; Y.PRK.SGE 4/47;Gülden Sarıyıldız, Hicaz Karantina Teşkilatı(1865-1914), Ankara 1996; Sinan Kuneralp, “Osmanlı Yönetimindeki (1831-1911) Hicaz’da Hac ve Kolera”, (Çev. Prof. Dr. Münir Atalar), OTAM, Sayı 7, s.508, Ankara 1996; Seyyid Muradî Reis, Barbaros Hayreddin Paşa’nın Hatıraları, (Haz. Osman Erdem), Çamlıca Basım Yayın, İstanbul 2009; Hasan Hüseyin Yonka, “İftiranın Böylesi ya da Bir Basın Cinayeti”, Yedikıta Dergisi, sayı 17, İstanbul Ocak 2010, s.44-45; Zekai Şen, Manevi ve Bilimsel Açılardan Zemzem Suyu, Su Vakfı Yayınları, İsatnbul 2006.

***

Kemal Özer/ Suların en üstünü ve en şifalısı

Suyunda acı-tatlı, berrak-bulanık, deniz-nehir-göl-kuyu, yağmur-kar-dolu, soğuk-sıcak, sert-yumuşak, hafif-ağır, mineralli vs çok sayıda türü var. Ancak suların en üstünü, en şereflisi, en kalitelisi, en ilgi çekicisi ‘Zemzem’ suyudur. Yalnızca Kâbe’deki kuyulardan elde edilen zemzem, Müslümanların vazgeçilmezidir. Takdir-i ilahi odur ki: Zemzem, özel istisnaları hariç genellikle Müslümanlar yararlanırlar. Hac ve umre ziyaretçilerinin ülkelerine bidon bidon götürmeleri nedeniyle midesine zemzem suyu girmemiş Mü’min neredeyse yoktur. Zemzem, susuzun suyu, acıkanın yemeğidir. Hz Ebubekir r.a. “Zemzem suyu mübarektir. O hakikaten besleyici bir gıdadır!” buyurur. Zemzem’in çıkış hikâyesini hemen her Müslüman bilir. Ancak Zemzem’le ilgili Hz Hâcer ile Hz Cebrail arasındaki diyalog her Müslüman için son derece önemlidir.

Hz Hâcer Merve tepesine yaklaşınca bir ses işitti. Kendi kendine: ‘Sus’ dedi ve sese kulağını verdi. Bir ses yine işitti. Bunun üzerine: ‘Ey ses sahibi! Sen sesini işittirdin!’ dedi. Derken Zemzem'in yanında Cebrail a.s. belirdi. Cebrail a.s. Hz Hâcer’e seslendi: ‘Sen kimsin?’ Hz Hâcer: ‘Ben Hâcer'im, İbrahim'in oğlunun annesi...’

Cebrail: "İbrahim, sizi kime emanet etti?’

Hâcer: ‘Allah Teâlâ'ya.’

Cebrail: ‘Her ihtiyacınızı görecek Zât'a tevkil etmiş…' (Buhari, Enbiya 8.)

İbn-i Abbas r.a. anlatıyor: "Rasülullah s.a.v.'e zemzem suyu verdim, ayakta içti." (Buhârî, Hacc 76, Eşribe 16; Müslim, Eşribe 117, (2027); Tirmizî, Eşribe 12, (1883). Muhammed İbn-i Abdurrahman İbn-i Ebubekir radıyallahu r.a. anlatıyor: "Ben İbn-i Abbas r.a.’nın yanında oturuyordum. Ona bir adam gelmişti. ‘Nereden geliyorsun?’ diye sordu. Adam: ‘Zemzemden!’ dedi. İbn-i Abbas: ‘Ondan gerektiği şekilde içtin mi?’ diye sordu. Adam: ‘Nasıl?’ deyince açıkladı: ‘Zemzem içerken kıbleye döneceksin. Besmele çekeceksin. Üç kere nefes alıp kana kana içeceksin. İçip bitirince aziz ve celil olan Allah'a hamd edeceksin. Zira aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: "Münafıklarla bizim aramızdaki fark, onların zemzemi kana kana içmemeleridir." 8Prof Dr İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Muhtasarı, c 17, s. 484, Hadis no 6909. Akçay Yay.) Hz. Cabir r.a. anlatıyor: "Rasülullah s.a.v. buyurdular ki: “Zemzem suyu ne maksatla içilirse o maksatla faydalıdır." (Prof Dr İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Muhtasarı, c 17, s. 484, Hadis no 6910. Akçay Yay.) Özellikle Ramazan umresine gidenler müşahede etmiş olmalıdırlar ki: “Mescid-i Haram ve Mescid-i Nevi’de iftar saatinden her yer Zemzem olmasına Müslümanların önemli bir kısmı Zemzem’le iftar etmek yerine kola veya diğer gazlı içeceklerle iftar ettiklerini görürüz. Hatta Türkiyeli bazı hacı adayları veya umrecilerin ‘çok Zemzem içmek böbrek hastası olursun’ gibi telkinleri ile karşılaşılmaktadır. Bizatihi bunu yaşmamış biri olarak cehâletin ve fısıltı kültürünün ne denli sonuçlar doğuracağı açıkça ortaya çıkmaktadır."

Çok daha fazlası Kemal Özer'in aralık ayında çıkması beklenen yeni kitabında...



Bu haber 2,359 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,132 µs