En Sıcak Konular

İyi örneklerin peşinden koşalım...

26 Ocak 2010 14:01 tsi
İyi örneklerin peşinden koşalım... "İnsanlık bugün kendisine zarar veriyor. Bazı programlar, aile mahremiyetini o kadar afişe ediyor ki, bu yüzden gençlerimizi yakıyoruz. Gençlerimize imani bilgiler aşılamadığımız için ruhunu kaybetmiş, sadece bedenleri kalmış bireyler haline dönüştürüyor

Toplum değerleriyle bağdaşmayan ve aldatma anlayışı üzerine kurulan televizyon programları, aile yapısının temellerini sarsıyor. Doğru modeller yerine kötü karakterlerin örnek gösterilmesi, psikolojik problemlerin artmasına sebep oluyor.

Bunların başında da dizi filmler ve aile içi tartışma programlarının reyting savaşı geliyor. Dizilerde yengesi ya da baldızıyla yasak ilişkiye girenlerle 'seviyeli birliktelik' adı altında nikahsız yaşayanlar kahraman gibi gösteriliyor. Problemli çiftlerin aile mahremiyeti ise milyonların karşısında ayaklar altına alınıyor.

Aile ve toplum uzmanları, devletin yanlış insan modellerine karşı sert tedbirler almasını istiyor. Doğru modellerin insanı kötülüklerden alıkoyacağını belirten Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Psikiyatrist Uzm. Dr. İsmail Yavaş, televizyon, internet ve gazetelerin toplumu kolaylıkla yönlendirebildiğini, devletin resmî denetim organlarının ise bu konuda sessiz kaldığını söyledi. Radyo ve Televiyon Üst Kurulu (RTÜK)'nun, toplum değerlerine ters düşen senaryolara geçit vermemesini öneren Uzm. Dr. Yavaş, aksi takdirde toplum yapısının hızla değiştiğini ve kan kaybettiğini vurguladı.

Toplumun kötü örneklerden etkilendiğini savunan Başhekim Yardımcısı Yavaş, bugüne kadar binlerce hastayı incelediğini ve bu örnekleri sıkça gördüğünü kaydetti. İsrail'in bile işine gelmediği için bazı dizilerin yayından kaldırılmasını istediğini hatırlatan Yavaş, bu konuda RTÜK'ün elini taşın altına koyarak bilimsel bir heyet kurmasını, toplumun ahlâki ve ruhi yapısını bozan filmlere vize vermemesi geerktiğini ifade etti. İnsanın içinde var olan güzel duyguların doğru modellerle ortaya çıkabileceğini söyleyen Dr. Yavaş, burada sürü psikolojisinin etkili olduğunu, mesela yolda yürürken önde gidenlerin kaldırıma çıkmasıyla diğerlerinin de çıktığını anlattı. Yavaş, insanlar hayallerini frenleyemediği zaman, iyiyle kötüyü ayırmanın zorlaştığını kaydetti.

Birçok hastasının, dizilerdeki yakışıklı erkekler veya güzel kadınlardan etkilenerek eşini beğenmemeye başladığına dikkat çeken İsmail Yavaş, "RTÜK dediğimiz bir müessese, devletin diğer kurum ve kuruluşları var. Belirli kriterler olacak. Bu halkı ahlâksızlığa yönlendiren film veya diğer programlara vize verilmeyecek." dedi. Hiç kimsenin reyting uğruna toplumun ahlâki yapısıyla oynamaya hakkı olmadığını vurgulayan Psikiyatrist İsmail Yavaş, "Sonuç olarak iyilik, insanları birbirine bağlayan altın zincirdir. O onun hanımına, o onun beyine bakarsa, bugünkü toplum ortaya çıkar. Bunun için modellerimiz iyi olacak. Toplum, iyi örneklerin peşinden koşar." şeklinde konuştu.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Eskicioğlu da medyanın insan merkezli bir yaşam biçimini desteklediğini, insanın 110 volt çekme gücü olan tellerine, 220 voltluk elektrik yüklenmiş gibi olduğunu iddia etti. Bu durumda kabloların yanmasının ve ahlâki erozyonun kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Eskicioğlu, yetkililerin bir an önce inisiyatifi ele almasını istedi. Eskicioğlu, "Allah merkezli bir kainat var. Varlık âleminde de tevhid var. İnsana günahlar tatlı geliyor. Bu kapsamda aldatma üzerine kurulan dizi ve diğer programlar, aile yapısına ciddi zarar veriyor." dedi. Özellikle medyanın, bu tür yayınlar yerine ahlâki değerleri ön plana çıkaran programlara ağırlık vermesini tavsiye eden Eskicioğlu, "İnsanlık bugün kendisine zarar veriyor. Bazı programlar, aile mahremiyetini o kadar afişe ediyor ki, bu yüzden gençlerimizi yakıyoruz. Gençlerimize imani bilgiler aşılamadığımız için ruhunu kaybetmiş, sadece bedenleri kalmış bireyler haline dönüştürüyoruz." diye konuştu.

Senaryo Yazarlar Derneği (SENDER) Genel Sekreteri Haluk Ünal ise bütün suçun senaristlere yüklenmesine tepki gösteriyor. Ünal, melek ve şeytan karekterleri inceleyerek metin yazıldığını, iyiliği insanların kendisinin ayırması gerektiğini savunuyor. Sanatın, toplumu terbiye etmek üzerine kurulmadığını belirten SENDER Genel Sekreteri, şöyle konuşuyor: "Sanatsal hiçbir ürün, toplumu terbiye etmek üzere yapılmaz. Sanatın, toplumu terbiye etmek diye bir görevi yoktur. Sanat, topluma çok güçlü sorular sormak diye bir görev edinebilir ancak doğruyu anlatması gerekmez."

Timeturk



Bu haber 879 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,994 µs