En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
17 Eylül 2009

Tıbbi mümessil mi promosyon taşıyıcısı mı?



İlaç tanıtımı yapan kişilere propagandist, röprezant veya ‘tıbbi mümessil’ gibi isimler verilir, ama bana göre ‘promosyon taşıyıcısı’ (PT) daha doğru bir terimdir. Çünkü bunların görevleri kağıt üzerinde ilaç tanıtımı veya ilaç propagandası olmakla beraber asıl yaptıkları iş, ilaç satışlarını artırmak için doktorlara ve eczacılara promosyon taşımaktır. 

PT’  ler çok kalabalık bir ortamda mesela bir hastane bahçesinde veya polikliniğinde bile kolayca tanınırlar. İstisnasız hepsi de ‘prezantabl’ genç insanlardır. 35 yaşın üzerinde olanına rastlamak imkânsız gibidir.

Erkekler boylu boslu ve yakışıklı, hanımlar manken zarafetindedir. Çok da şık ve temiz giyinirler. Erkekler genellikle kravat ve takım elbiseyi, hanımlar döpiyesi tercih ederler. Ayakkabılar sanki o gün alınmış gibi yenidir. Saçlar daima jöleli, taralı, fönlü ve bakımlıdır. Mis gibi parfüm kokarlar.

Bunların tümü de ‘okumuş çocuklardır’; çoğu işletme, iktisat, fizik gibi tıpla alakası olmayan fakülte mezunlarıdır. İçlerinde pek az biyolog, veteriner, eczacı çıkabilir, çok daha seyrek olarak ihtisas sınavını kazanamamış doktorlar da bulunabilir.

Yakın bir zamanda Fatih Üniversitesine bağlı Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu’ nda "Tıbbi Mümessillik ve Pazarlama" bölümü açıldığını ve burada ‘okullu tıbbi mümessil’ de yetiştirilmeye başlandığını öğrendim.

İki yıllık eğitimde farmakoloji, anatomi, fizyoloji, ilaç pazarlama ve satış teknikleri, pazarlama ilkeleri, bilgisayar ve internet kullanımı, psikoloji gibi dersler veriliyormuş.

Bu okullu tıbbi mümessilleri bilmem ama ilaç firmaları tarafından birkaç aylık eğitimle yetiştirilen propagandistlerin konuşmalarını dinleyecek olursanız, onları 40 senelik doktor veya profesör sanabilirsiniz. Çünkü çok güzel ve düzgün konuşurlar; hem kendilerinden son derecede emindirler ve hem de inanılmaz derecede kibar ve saygılıdırlar. Yüzlerinde daima bir tebessüm vardır; sinirlendiklerini veya kızdıklarını asla göremezsiniz.

Hepsinin de altında benzin masrafları da firma tarafından karşılanan son model arabaları vardır ve hiçbir zaman elleri boş gezmezler, daima büyük siyah bir çanta ile dolaşırlar. Halkımız da bunlara haklı olarak çantacı ismini takmıştır. Çanta denilen şeyi küçümsemeyin; bu küçük bir valiz cesametindedir.

Arabalarının bagajları da çantaları da hiçbir zaman boş değildir. Eşantiyon ilaç, kalem, bloknot, kahve kupası, anahtarlık, masa saati, pilli radyo ve gününe göre daha neler neler vardır çantalarında. İçinden tavşan bile çıkabilir, daha ne diyeyim.

Bugüne kadar onlarca propagandist tanıdım. Bunlarla ‘off the record’  konuştuğunuz zaman büyük çoğunluğunun sahip oldukları  çok iyi imkânlara rağmen yaptıkları işten ‘hiç de memnun olmadıklarını’ görürsünüz. Haklılar da bence, çünkü bütün gün çanta ile dolaşmak, doktor kapılarında beklemek, hep sevimli ve güler yüzlü olmak, asla hayır diyememek kolay iş değil doğrusu.

Amerika’  da daha önce Lilly ilaç firmasında propagandistlik yapmış olan Shahram Ahari’ nin açıklamaları da yaptıkları işin ilaç tanıtımı olmadığını gayet güzel ortaya koyuyor:

‘’Bizlere eğitimimizde bir doktorla öğle yemeğine gittiğimizde onun bir arkadaşıyla, bizim ise bir müşterinizle yemek yediğimizi bilmemiz söylenir.

Benim görevim bir doktorun fiyatını belirlemektir. İlaçlarımı yazdırmam için kimine benim gösterdiğim ihtimam ve samimiyet, kimine inandırıcı veriler yeterlidir, ama kimine lüks bir restoranda akşam yemeği ısmarlamak gerekir. Sonuçta her şey daha fazla satış içindir.

Her doktorun hatta eşinin ve çocuklarının doğum günleri, hobileri, tuttukları takım, sevdiği yemekler gibi özel bilgilerine de sahip olunmalıdır. Bu sayede kime konser kime maç bileti, kime pilli radyo kime tenis raketi hediye edileceklerimi gayet iyi bilirler.’’

Gelelim neticeye

Fazla söze gerek yok sanırım. İlaç endüstrisi tarafından tıbbi mümessiller aracılığı ile yapılan tanıtım değil, ilaç propagandası daha doğrusu ilaç pazarlamasıdır. Oysa doktorların yeni ilaçları tanımasının tek yolu vardır; o da bilimsel kaynaklardır.



Bu yazı 4,131 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Mart 2015 Karatay'ın askerleriyiz!
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 10 Haziran 2014 Kimi kime şikayet edelim?
    • 16 Mayıs 2014 Akademik sahtekarlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 21 Şubat 2014 Antibiyotikler meme kanseri riskini artırıyor
    • 4 Aralık 2013 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 20 Kasım 2013 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 13 Şubat 2013 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 10 Ocak 2013 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 14 Eylül 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 9 Temmuz 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 17 Mayıs 2012 Coca-Cola'nın reklam yüzü olabilirim
    • 8 Mayıs 2012 FDA şaşırma, sabrımızı taşırma
    • 27 Nisan 2012 Sönmez gene döndü
    • 5 Nisan 2012 Şampuanlar da bozuk çıktı
    • 12 Mart 2012 Dokunan değil içen yanıyor!
    • 12 Mart 2012 Meyve suyu değil boyalı su bunlar
    • 8 Mart 2012 Amerikalılar çiğ sütü akladı
    • 21 Şubat 2012 Hasta memnuniyeti neyi gösterir?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,961 µs