En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
1 Ocak 1990

Yalnız sütleri değil... inekleri de bozmuşlar



Geçen günkü ‘Açık süt mü... kutu sütü mü...’ başlıklı yazıma pek çok okuyucumdan ve bu arada ‘isimlerinin açıklanmasını istemeyen bazı ineklerinden’ de tepkiler geldi. Ben de gittim; bir süt fabrikasında çalışan bu ineklerle ‘off the record’ çok samimi bir görüşme yaptım. Bunların Hürriyet’teki Sütaş inekleri olmadığını söyleyebilirim, ama kurumlarını ve kimliklerini belirtmem tabii ki mümkün değil.

Biliyorum, şimdi konuştuklarımızı açıkladığım için bana belki ‘ineklik ediyorsun’ diyeceksiniz, ama bu davranışımı haklı kılacak sebebim var: Tüm öğrenim hayatım boyunca ben hep ‘inek’ olarak adlandırıldım: Herhálde bu yüzden de kendimi onlara çok yakın hissediyorum; meselá çayıra... çimene... yeşile yemesem bile ben de bayılırım. Dolayısıyla ineklik etmek meşrebime aykırı değil.

Neyse, gelelim off the record ‘kaydıyla’ yapılan görüşmenin satır başlarına:

İneklerin çoğu depresyonda

İnekler hayatlarından hiç mi hiç memnun değiller; köy ve kırlardaki akrabalarını... arkadaşlarını özlüyorlar, daha doğrusu onları kıskanıyorlar. Her şeyden önce de, güneş yüzü görmediklerinden, dağlarda tepelerde gönüllerince dolaşamadıklarından... çayırlarda istedikleri gibi otlayamadıklarından çok şikáyetçiler. Bütün gün beton zemin üzerinde olmaları, hareket etmelerini çok sınırlayan daracık bir yerde bağlanmış bulunmaları, rahatça oturup kalkamamaları... onları huysuz, sinirli ve gergin yapıyormuş; içlerinde depresyon tedavisi görenler bile varmış.

Şeker hastası olanlar da var

İnekler daha sonra sözü, çayırları... çimenleri... yeşil ağaç yapraklarını... ve de tabii ki ‘organik samanı’ nasıl da özlediklerine getirdiler. Burada gerçi aç kalmıyorlarmış, hatta çok da iyi bakılıyorlarmış, ama gelin görün ki sürekli olarak fabrikasyon inek yemi, tahıl, mısır... gibi fast food besinler yüzünden hepsi de insanlar gibi şişmanlamışlar; hatta içlerinde pek çok kalp, hipertansiyon ve diyabet hastası inek varmış.

Sütlerinin makine ile boşaltılması da ağırlarına gidiyormuş fabrika ineklerinin. ‘Sütlerimizin insan eli ile sağılmasının zevki bambaşka’ diye söze giriyor içlerinden biri.

‘Siz kimsiniz, adınız ne?’ diye soruyorum. ‘Burada adımız bile yok, hapishane gibi numaramız var’ diyor ataları ‘irikarabenekliler’ diye bilinen sülaleden gelen bir inek.

Peki, neden sütleriniz eskisi gibi lezzetli değil, kaymak bağlamıyor... diyorum ve bin ‘ah’ işitiyorum:

‘Çünkü sütümüzün miktarını artırdılar, ama kalitesini de bozdular’’ diye sözü alıyor 2565 numaralı inek ve devam ediyor: ‘Bizim köylerdeki akrabalarımız günde ortalama 6-7 litre süt verirken bizden günde 25 litre süt sağıyorlar.’

Nasıl oluyor bu diye soruyorum şaşırarak. ‘Gayet basit, bize büyüme hormonu veriyorlar’’ diyor tüm inekler koro halinde. ‘Bu yüzden de çok süt veriyoruz, ama sütümüz özellikle de vitamin ve mineral bakımından organik sütlere göre çok fakir.’

2565 numaralı inek ‘derin bir möööö’ çektikten sonra sazı alıyor eline: ‘Bizim sütler besleyici olmadığı gibi lezzetli de değil. Sebebi homojenizasyon. Sütümüz tonlarca basınç altında çok küçük deliklerden geçirilerek içindeki yağ kürecikleri parçalanıyor, yani homojenize ediliyor ve bu yüzden de kaymak tutmaz oluyor.

‘Ama sizin sütlerinizin iyi tarafı da içinde hastalık yapan mikropların bulunmaması...’ diyecekken sözümü ağzıma tıkıyorlar: Sütümüz sağıldıktan sonra pastörizasyon veya UHT denilen sistemle mikroptan arındırılıyor. Bu işlemler yüzünden sütümüzün ömrü uzuyor ama sütü süt yapan, onu değerli kılan ‘dost mikroplar’ yok edilmiş oluyor.

İneklerle daha çok şey konuştuk, ama hepsini açıklamak da olmaz şimdi; inekliğin de haddi hududu var.

Gelelim neticeye

İneklere ‘Size ve sütünüze yapılan bu muameleler ineklikten başka bir şey değil’ diyorum.

Hepsi mööö çekerek alkışlıyorlar beni ve ‘En çok da Bekir Sıtkı Erdoğan’a karşı mahcubuz, ama bunda da bizim suçumuz yok’ diyorlar.

Aldırmayın diyorum, zaten artık ötecek ibibik de kalmayan bu dünyada varsın sütler de kaymak tutmasın.

Teybi kapatıyorum. Yanlarından ayrılırken şöyle düşünüyorum: Yalnız sütleri değil inekleri de bozmuş inekler. Haksız mıyım?



Bu yazı 1,628 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Mart 2015 Karatay'ın askerleriyiz!
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 10 Haziran 2014 Kimi kime şikayet edelim?
    • 16 Mayıs 2014 Akademik sahtekarlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 21 Şubat 2014 Antibiyotikler meme kanseri riskini artırıyor
    • 4 Aralık 2013 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 20 Kasım 2013 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 13 Şubat 2013 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 10 Ocak 2013 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 14 Eylül 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 9 Temmuz 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 17 Mayıs 2012 Coca-Cola'nın reklam yüzü olabilirim
    • 8 Mayıs 2012 FDA şaşırma, sabrımızı taşırma
    • 27 Nisan 2012 Sönmez gene döndü
    • 5 Nisan 2012 Şampuanlar da bozuk çıktı
    • 12 Mart 2012 Dokunan değil içen yanıyor!
    • 12 Mart 2012 Meyve suyu değil boyalı su bunlar
    • 8 Mart 2012 Amerikalılar çiğ sütü akladı
    • 21 Şubat 2012 Hasta memnuniyeti neyi gösterir?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,126 µs