En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
1 Ocak 1990

Bunu ancak domuz yapar



Yurdum insanı geçmiş yıllarda kışa girerken ‘Bu kış komünizm gelecek’ diye korkutulurdu. Rusya parçalandı, komünizm tehlikesi ortadan kalktı, ama tehdit devam ediyor. Korkutma artık ‘Bu kış katil grip kapıda’ şekline dönüştü. İnsanımızın her sorunu halledilmiş, hiçbir derdi kalmamış da, bir tek kışa girerken rahatlık batmasın diye korkutulması eksik kalmış sanki.

Gazetelerdeki manşetleri okuyunca, kapıyı hafifçe aralayıp etrafı kolaçan etmeden adım atmaya ürküyor insan. Sanki, başınızı dışarı uzatır uzatmaz birisi üzerinize çullanacak, boğazınızı sıkacak, bıçaklayacak, keserle saldıracak… korkusuna giriyorsunuz ister istemez.

Yıllık olağan salgınlar

Gribin her yıl kış aylarında salgınlarla ortaya çıkan bir hastalık olduğu doğrudur ve bu yıl da bir grip salgını olacaktır. Bu, Allah’ın emri olan ‘yıllık olağan salgınlar’ çoğu zaman sadece bir kasabayı, bir şehri veya bir ülkeyi ilgilendirir, tüm dünyaya yayılmaz. Yani, salgın oldu diye herkesin gribe yakalanması, hastalanması, yatak döşek yatması gerekmez. 3-6 hafta kadar süren bu olağan salgınlarda toplumun ancak %1-5’ i hastalanır. Ama, bu tür salgınları küçümsemek de doğru değildir, çünkü gribin bu tip salgınları her yıl tüm dünyada 3-5 milyon insanın ciddi şekilde hastalanmasına ve 250.000-500.000’ inin de ölmelerine yol açar.

Dünya çapında salgın

Katil grip kapıda sloganıyla lanse edilen ve gerçekten de tüm dünyayı etkileyebilecek olan salgınlar ise pandemi adıyla bilinir. Pandemilerin, geçmişte olduğu gibi milyonlarca insanın ölümüne neden olma ihtimalleri yüksektir. Meselâ, dünyamızın yaşadığı en büyük pandemi olan ve İspanyol Gribi adıyla bilinen salgın 1918 yılında 40 milyondan fazla insanın ölümüne yol açmıştır. 1957 ve 1968 yılındaki salgınlarda da 1’ er milyon insan yaşamını yitirmiştir.

Depremlerin ne zaman olacağı tam bilinemediği gibi, pandemilerin ne zaman ortaya çıkacağı da önceden söylenemez, sadece tahmin edilebilir. 

Burada, işin iyi tarafı pandemilerin ancak 20-30 yılda bir görülmesi, kötü tarafı ise bu sürenin, maalesef ki çoktan dolmuş olmasıdır. Yani, bir pandemi sürpriz olmayacaktır ve bu nedenle de, bilim adamları kaç senedir ‘katil grip bu yıl kapıda’ beyanatları vermektedirler, çünkü bugünün şartlarındaki bir pandemi milyonlarca insanın hastalanması ve ölmesi demektir.

Sade vatandaşın ise böyle bir pandeminin olmaması için dua etmekten başka yapabileceği bir şey yoktur.

Kod adı: H5N1

Pandemilerin nedeni, o güne kadar insanlarda hastalık yapmamış olan, dolayısıyla insanların bağışıklığının olmadığı  yeni bir grip virüsünün ortaya çıkmasıdır.

Dünya Sağlık Örgütü beklenen pandeminin, kod adı H5N1 olan kuş gribi virüsünün insanlara bulaşması ve yayılmasıyla olacağını tahmin etmektedir. Asya’ ya göçmen kuşlarla geldiği düşünülen H5N1 virüsü başta tavuk, ördek olmak üzere kümes hayvanlarına bulaşmış ve bu yıl içinde milyonlarcasının ölümüne yol açmıştır.

Bunu ancak domuz yapar

H5N1 virüsünün yapacağı salgının insanlara kuşlardan değil de hayvanlardan, özellikle de insanlarla iç içe yaşayan domuzlardan bulaşacak virüslerle olacağı öngörülmektedir. Çünkü, domuzlarda hem insan ve hem de kuş virüsleri beraber barınabilmektedirler. Domuzların hücrelerinde insan ve kuş virüslerinin DNA’larının karışmasıyla ortaya çıkacak olan ve insanların hiçbirinin bağışık olmadığı, insanlar arasında kolayca yayılabilecek bu yepyeni virüs belki de bu yılki pandeminin etkeni olabilecektir.



Bu yazı 2,011 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Mart 2015 Karatay'ın askerleriyiz!
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 10 Haziran 2014 Kimi kime şikayet edelim?
    • 16 Mayıs 2014 Akademik sahtekarlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 21 Şubat 2014 Antibiyotikler meme kanseri riskini artırıyor
    • 4 Aralık 2013 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 20 Kasım 2013 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 13 Şubat 2013 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 10 Ocak 2013 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 14 Eylül 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 9 Temmuz 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 17 Mayıs 2012 Coca-Cola'nın reklam yüzü olabilirim
    • 8 Mayıs 2012 FDA şaşırma, sabrımızı taşırma
    • 27 Nisan 2012 Sönmez gene döndü
    • 5 Nisan 2012 Şampuanlar da bozuk çıktı
    • 12 Mart 2012 Dokunan değil içen yanıyor!
    • 12 Mart 2012 Meyve suyu değil boyalı su bunlar
    • 8 Mart 2012 Amerikalılar çiğ sütü akladı
    • 21 Şubat 2012 Hasta memnuniyeti neyi gösterir?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,727 µs